Tarih : 06.01.2016 - 14:10

Fuarcılık Sektöründe İmtihan Zamanı

2015 yılı ekonomi açısından siyasi gelişmelerin gölgesinde kalan bir yıl oldu. Geriye dönüp baktığımızda fuarcılık sektörünün ekonominin bu kararsızlığından fazlası ile etkilendiğini söylemek mümkün. Fuarların katılımcı sayılarındaki azalma, irili ufaklı pek çok fuarın iptal edilmesi ve gerçekleşen fuarlardaki heyecansız görünüm bu etkilenmeyi gözler önüne serdi.

 

1 Kasım seçimlerinde oluşan siyasi istikrar tablosu ekonomik göstergeleri kısmen olumlu yönde değiştirmiş olsa da fuarcılık sektörünün hemen toparlanması beklenmiyor. 2016 yılı ilk yarısındaki katılım oranındaki zayıflık hemen her fuarda göze çarpıyor. Fuarcılık sektörünün hızlı büyümesine rağmen bu güne kadar katılımcı firmaların yurtiçi fuarlardan istenen verimi bir türlü alamamış olmaları, bu tür kırılgan dönemlerde rezervasyon iptallerini kolaylaştırıyor. Fuarların ülkemizde istenen düzeyde verimli olmamasının pek çok nedeni var. Sıralayacak olursak;

 

Hedef pazarlardaki daralma: Ülkemizin etrafı tam anlamı ile bir ateş çemberi durumunda. Yakın zamana kadar istisna durumunda olan Rusya'nın da ticaret yapamaz duruma geldiğimiz ülkeler arasına girmesi görünümü daha da bozmuş durumda.

 

Ağustos Böceği Sendromu: Paranın bol olduğu ve yatırım iştahının zirvede olduğu dönemlerde fuarcılık sektörü tanıtım faaliyetlerine ağırlık vererek fuarları vazgeçilmez kılmak yerine daha fazla kazanmanın keyfini yaşadı. O günlerde tanıtım için harcamadıkları enerjilerini bu gün rezervasyon iptallerini önlemek için kullanıyorlar.

 

Bölünerek Küçülme: Zaten sınırlı olan imkanlarımızı birleştirerek dünya çapında marka fuarlar oluşturmak yerine iş yapan fuarların bölünmesi ile zayıflamış fuarlar ortaya çıkıyor. Rekabet ile açıklanamayacak bu bölünmelere kamu kesiminin seyirci kalması işin esas acıklı tarafını oluşturuyor.

 

Haksız Rekabet: Fuar alanı açısından sınırlı imkanlara sahip iken, fuar alanlarını kontrol eden yapıların aynı zamanda fuar organize ediyor olmaları doğru rekabet şartlarının oluşmasını engelliyor. Mevzuatın, popüler fuar ülkelerinde olduğu gibi eşit rekabet şartlarını sağlayacak şekilde değişmesi gerekiyor.

 

Listeyi uzatmak mümkün. Bu türden daralmanın yaşandığı dönemlerin faydalı tarafları da var. Zayıf fuarların elenmesi ve daha nitelikli fuarlar düzenlemek konusunda organizatörlerin çaba göstermek zorunda olmaları bu faydalardan sayılabilir. 20 yıldan bu yana süren kesintisiz büyüme döneminde fuar organizatörleri öz eleştiri yapmak konusunda isteksiz idiler. Umarız bu tatsız dönem fuarcılık sektörünün kendini yenilemesi için bir fırsata dönüşür.